Serhat Şahin

Nerden başlasam, Nasıl anlatsam bilemiyorum aslında ama bir yerden başlamak gerekiyor heralde. Kendimi değilde bir başkasını anlatsam en iyi şekilde analiz edip yorumlardım heralde ama insan kendine gelince biraz zorlanıyor :)

Başlangıç yeri olarak doğduğum günden başlamak en iyisi olacak heralde, 1985 yılının Nisan ayında doğmuşum, ailemin ilk çocuğu ve Baba tarfımında ilk erkek torunu olmam biraz şımartmıştı ilk zamanlar beni, sonraları kuzenlerin artması kardeşlerimin olmasıda beni birazcık geriye itsede ilerleyen yıllarda epeyce başıma dert olacaktı büyük bir abi ve ilk erkek torun olmak :) Çocukken her çocuk gibi biraz yaramaz ve huysuzmuşum öyle diyorlar. Huysuzluğumu biliyorum aslında çok yemek seçerdim ve çılız bir çocuktum ama ne zamanki üniversiteye başladım ve okulun yemekhanede yemek yemeye başladım ozaman yemek seçme huyumu bıraktım. Kötü mü iyi mi yaptım bilmiyorum ama kilo bakımından eskisi kadar cılız olmadığımı herkesler söylemeye başladı bu aralar :( Neyse sonra her 7 yaşındaki çocuğun başına gelenler benimde başıma geldi ve evin en yakınındaki Fevzi Atlıoğlu ilk okula başladım. Her ne kadar sevmesemde o yıllarda yinede güzel günler geçirmiştim. Sonra Anadolu liselerini kazanamayınca evin biraz daha uzağındaki Kalaba Orta Okulu vardı oraya yazılmıştım, Orta okuldan sonra yine sınavı kazanamadım ve evin biraz biraz daha uzağındaki Aydınlık Evler Yabancı Dil Ağırlık Lisesine yazıldım ve git gide evden uzaklaşıyordum. Sonra liseye giden her öğrencinin başına gelenler benimde başıma geldi ve son sınıf olmuştum ve önümde kocaman bir ÖSS vardı. İçimde kalmıştı hep girdiğim sınavları kazanamamıştım bu sefer kazanacam dedim geceli gündüzlü çalıştım ve felek yine yaptı yapacağını ve kazanamadım :) dedim benim sınavlarla aram yok en iyisi iş hayatına atılıyım dedim ve 5-6 ay çalıştıktan sonra baktım ki bu ülkede insanlar diplomaya bakıyorlar en azından iyi kötü bir okula gireyim dedim ve 1.5-2 ay kala sınava kendimce çalışmaya başladım bu sefer stressiz ve öylesine gireceğimden çook rahattım. Sonunda demirden olan şeytanın bacağını kırmıştım bu sefer ve kazanmıştım. Yazdığımı bile bilmediğim 20. Sıradaki tercihimi kazanmışım adını bile ilk defa sonuçlarda görmüştüm. Neyse Hacettepe Üniversitesi, İstatistik Bölümünü kazanmışım ve okulun nerde olduğunu ne yaptığını bile bilmiyordum. Sonra kayıt oldum ve işte bu günlere geldim inşaallah 2009 da bitirmeyi planlıyorum.

Okul hayatımın dışında hep iş hayatımda benimle birlikte devam ediyordu. 6 yaşında babamın tuhafiye dükkanında çalışmaya başladım, sonra amcamın atölyesinde çalıştım ve şimdide özel bir yazılım firmasında çalışmaya devam ediyor.

Niye yazılım diye soracak olursanız aslında üretim yapmayı seviyordum ve bişeyleri üretmek ve insanlara faydalı olduğumu görmek beni çok mutlu ediyordu. Önceleri başka şeylerde yapmak istedim ama onlarda kendimi tam ifade edemedim açıkcası :) Müzikle uğraşıyım dedim baktım sesim çoook kötü, ozaman bir şeyler çalıyım dedim gitara başladım ellerim uymadı bıraktım, yan fülüt çalıyım dedim nefesim yetmedi az kalsın bide şaşı oluyodum. Neyse müziği bıraktım sonra baktım kendime ve el işleri bana göre değil dedim en iyisi bildiğim işi yapıyım bilgisayar sektöründe devam ediyim dedim ve kendimi yazılım konusunda geliştirmeye başladım ve kendimi ifade edebildiğim yazılımlar ürettim ve insanların işlerini kolaylaştığını gördükçede bu beni çook mutlu etti ve istediğim işi yaptığıma inandım artık.

Müzik işine gelirsek bi daha uğraşmadım ama arasıra müzik dinlemeyide severim. Genelde Düş Sokağı Sakinleri ve Feridun Düzağaç dinlemeyi severim her ne kadar çook depresyon şarkıları olsalarda :)

Bu sayfayı niye yaptığımı bende bilmiyorum aslında, canım sıkıldıkca karalarım bişeyler diye başladım birazda. Bildiklerimi, günlük olayları falan yazarım diye düşünüyorum, biliyorum en fazla beni tanıyanlar girecek ama olsun en azından ben burayı elimden geldikce güncel tutmak istiyorum.

 

Beni bugüne getiren yaşama sevincim olan Anne ve Babama, Sevdiğim Güzel İnsana , Kardeşlerime ve bende küçücük dahi bir katkısı olan herkese teşekkürler…

 

Serhat ŞAHİN